MUCİZE ORGAN BEYNİMİZ* Yazan: Refik AKTEN Yeryüzünde mucize arayanlar beyinlerine baksınlar. Orada apaçık bir mucize var.
Girişte anlatılan hikâye gerçekten olmuş mu bilinmez ama bilimsel bir gerçek var ki bizler gerçekten birçoğumuz farkına varmasak ta mükemmel bir hazineye sahibiz. O hazine orada öylece keşfedilmeyi bekliyor. O hazine de beynimiz. Birçok seminerimde öğrencilerime şunu sorarım - Hafızasıyla iftihar edenler elini kaldırsın. Şu ana kadar yüzlerce öğrencimden bir kaçı hariç bu soruya parmak kaldırmadı. Sonra onlara şöyle derim; size ardı ardına 30 kelime versem bunları sizden hiç sırasını şaşırmadan bana kaç tanesini söyleyebilir diye sorarım. En çok kendine güvenen beş kelime der. Onu test ettiğimizde buna bile zor ulaşan öğrencilerim bir hayli oldu. Ondan sonra sınıfa şunu söylerim size otuz kelime versem bunları hiç şaşırmadan bana en az 25 tanesini sayabileceğinizi söylesem ne dersiniz diye sorarım. Genelde bu mümkün değil diye bir cevap gelir. Onlara hemen basit şekilde birçok hafıza kitabında geçen hafıza çivileri ile bunu nasıl sağlayacaklarını anlatırım. Bunun sonunda sınıfın en az % 90’ı 25 kelime ve daha fazla hatırlar. Bunu da en fazla yarım saat içinde anlattığım teknikle yaparlar. Aslında hepimiz mükemmel şekilde yapılandırılmış bir beyne ve hafızaya sahibiz mükemmel bir hazine bizim emrimize sunulmuş ve kullanmamız bekleniyor. Beynimiz Asırlar boyunca insanların sürekli merak ettiği beyin belki de üzerinde en fazla araştırma yapılan organlardan biridir. Birçok bilim dalının ilgisini çeken beynimiz hakkında da çok ilginç sonuçlara ulaşılmıştır. Ulaşılan her bilgi insanlığı biraz daha hayrete düşürmüştür. Beyin vücut toplam ağırlığının % 2’sini oluşturmasına karşın, alınan tüm oksijenin % 25’ini, gıdalarının kalorisinin % 20’sini ve vücutta dolaşan kanın % 15’ini kullanmaktadır. Her bir beyin hücresi bir diğer hücre ile olan iletişimini protein moleküllerini sentez yaparak gerçekleştiriyor. Bu yolla kendisinden sonra gelen 100.000 beyin hücresine bağlanmasını fiziksel olarak mümkün hale getiriyor. Her bir nöron diğer nörona 10 milisaniyeden kısa bir zamanda ulaşmaktadır.[3] Bu değerli uzvumuzun kapasitesi o derece geniştir ki, kırk yıl önce dünyanın herhangi bir yerinde duyduğumuz küçük bir ses, hece veya kelimeyi kırk yıl sonra tekrar işittiğimizde bize koskoca bir roman mesabesindeki hadiseler zincirini baştan sona hatırlatabilir ve adeta bir film şeridi gibi gözlerimizin önünde tekrar geçirtebilir. İnsan zekâsı süper bilgisayarları icat ediyor, uzay yolculuklarını gerçekleştiriyor ve yıldızlara seyahati tasarlıyor; kâinatın sırlarını, fizik kanunlarını araştırıyor. Beynimiz bütün bu faaliyetlerini sahip olduğu 100 milyar civarındaki sinir hücresi ile yürütmektedir.[4]
100 milyar nöronun her birinin ortalama 10 bin başka nöronla bağlantı içinde olduğu düşünülürse yaklaşık 100 katrilyon bağlantıya sahip, karmaşık bir şebeke karşısındayız demektir. Bir muzun hoş kokusunu, limonun keskin kokusundan ayırmak için altı milyon beyin hücresinin harekete geçmesi gerekmektedir.[6] Bizlerin zekâmızı veya hafızamızı belirleyen ise beynimizdeki nöron sayısı değildir. Çeşitli nedenlerle nöron sayısı azalan insanların daha az zeki olduğu hiçbir zaman söylenemez. Bizim zekâmızı veya hafızamızı güçlü yapan beyin nöronları arasındaki bağın çokluğudur. “Ne kadar nöronlar arasında sinapslar aracılığıyla bağ yapılmışsa o kadar başarılı oluruz. Bu konuda zekâyı belirleyen şeyin beyin hücrelerinin sayısı değil, beyin hücrelerinin kollarındaki çıkıntılarla ilgili olduğunu ilk fark edenlerin arasında Profesör Anokhin vardır.”[7] “Anokhin bu konuda Her çıkıntının en azından bir diğer çıkıntıya bağlı olduğunu ve bu ikisinin diğer bir çıkıntı veya gurup çıkıntılarla elektrokimyasal uyarılar yoluyla şemalar oluşturabileceklerini keşfetti. Anokhin ilerledikçe milyonlarca beyin hücresinin kollarındaki binlerce çıkıntının meydana getirdiği inanılmaz bağlantı şemalarının beyinde oluştuğunu fark etti. Yaşamın son yılında Profesör Anokhin normal bir beynin yapabileceği bağlantı ve yolların sayısını hesapladı. Bir bilim adamı olarak tahminin mütevazı olduğunu vurguladı ve halka hitaben verdiği son demecini şu sözlerle bitirdi: beynini tümüyle kullanabilen bir insanın şimdi veya daha önce yaşamadığına ikna olmuştu. Hesapladığı sayı halen bilim adamlarını ve öğretmenlerini şaşırtmaktadır: 1’den sonra 10.000.000 kilometre daktilo yazısıyla yazılmış sıfırlar.” [8] Son yıllarda yapılan beyin araştırmaları insan beynin son derece esnek ve kendini çok çabuk toparlayabilen bir yapıya ve dünyaya geldikten sonra ilk birkaç yılda değil bir ömür boyu değişip gelişme kapasitesine sahip olduğunu göstermiştir.[9] Tüm duygularımız, düşüncelerimiz ve eylemlerimiz, bir nörondan diğerine aktarılan elektriksel ve kimyasal sinyallerle ortaya çıkar.[10] Beynin üst tabakası (korteks) düşünmek ve duyular yoluyla algılamak için kullandığımız bölümdür. Yaptığımız işin bilincine varmamızı bu bölüm sağlar.[11] Peki, beynimizin bu mükemmel sistemini dünyadaki ağ sistemi ile karşılaştırırsak karşımıza ne çıkıyor. “Dünyanın tüm telefon sistemlerinin karmaşıklığı, beyninizin bezelye büyüklüğündeki bir parçasına eşittir.”[12] Mükemmel değil mi. Aslında hepimiz çok büyük keşfedilmeyi bekleyen bir hazineyi üzerimizde barındırıyoruz. Bu konuda kendisini geliştirmek isteyenler ise sadece bu istekleriyle diğer insanların üzerine çıkabiliyor. Topluma yön verebiliyorlar. Öyle mükemmel bir organ ki “herhangi bir dakikada beyninizde 100.000 ila 1.000.000 kimyasal reaksiyonun yer aldığı ileri sürülmüştür.”[13] Bu rakamda özel olağan üstü insanlarda değil bu özellik hepimizin doğuştan getirdiğimiz özellikler. Beynini etkin bir şekilde kullanmak isteyen insanlar bu saklı duran güçlerini açığa çıkararak başarının basamaklarında birer birer tırmanıyorlar.
Beyin gücünü kullanma ile ilgili olarak bir kitap yazan Scott Witt, duyu organlarıyla beyne bilgi gönderildiğini belirttikten sonra hayret verici bir bilgiyi açıklar: yaşamımız boyunca beyin, gözlerinizle, kulaklarınızla, burnunuzla parmaklarınızla ve diğer duyu organlarınızla, devamlı olarak size elektrik sinyalleri şeklinde, bilgi alır, depolar ve gönderir. Beyninizden geçen milyarlarca gerçek ve hayal, doksan milyon kalın kitabı doldururdu. [15] Ortalama bir yetişkinin belleğinin Britannica Ansiklopedisinde içeriği olan bilginin 500 katı kadar bilgi saklayabilmesidir. [16] Anlatılan kapasiteye tüm insanlar sahip. Elimizin altında gizli bir hazine gibi bekliyor. O hazineye ulaşmak için ise yapmamız gereken tek şey var o da KARAR. Karar vermişseniz bu hazineyi kullanmaya tamamını keşfetmek için yola çıkmışsızınızdır demektir. Tüm insanları dünyaya eşit olarak gönderen yaratıcı beyin kapasiteleri konusunda da kimseye torpil geçmemiştir. -------------------------------------------------------------------------------- [1] Özkan, Zülfikar. Bilincin Gücü, Hayat Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2002. S:38 [2] Hafıza Çivileri Konusuna İlgi Duyan Okurlarımız, Dünya Hafıza Şampiyonumuz Melik Safi Duyarın Konuyla İlgili Kitaplarına Başvurabilir. [3] Maviş, Adil. Anlayarak Hızlı Okuma Ve Öğrenme Teknikleri, Hayat Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2000. S:36 [4] Saygılı, Sefa. Beyin ve Ruh, Türdav Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2001. S:29 [5] a.g.e. S:30 [6] a.g.e. S:42 [7] Buzan, Tony. Aklını En İyi Şekilde Kullan, Arion Yayınevi, 1. Baskı, İstanbul, 1995. S:32 [8] a.g.e. S:33 [9] Gamon D. ve Bradgon A. D. Çev. Soner Yaşar, Hızlı Öğren Çok Hatırla, Arion Yayınevi, 1. Baskı, İstanbul, 2003. S:58 [10] Maviş, Adil. Anlayarak Hızlı Okuma Ve Öğrenme Teknikleri, Hayat Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2000. S:35 [11] a.g.e. S:35 [12] Buzan, Tony. Aklını En İyi Şekilde Kullan, Arion Yayınevi, 1. Baskı, İstanbul, 1995. S:41 [13] a.g.e. :42 [14] Sezik, Nejat, Sınırsız Beyin Gücü, Hayat Yayınları, 5. Baskı, İstanbul, 2005 S: 32 [15] a.g.e. S:32 [16] a.g.e. S:33 * Bu makale Refik AKTEN'in "Hızlı Okuma ile Öğrenme" kitabından alınmıştır. |
|